Ahmet Küçükbaş Yazdı ; 17 Yıl Önce Yazılan Yazı, Böyle Başladı O Hikaye…

BÖYLE BAŞLADI OL HİKÂYET

(Tam 17 sene önce tam da bu günde yazmışım. Ne yazık ki hâlâ güncel)

Ülkemizde borçlanma macerası 1852 yılında Sadrazam Mehmet Emin Ali Paşa ile başlamıştır. Mehmet Emin Ali Paşa “Büyük” olarak anılan Mustafa Reşit Paşanın yerine Sadrazam olmuştur.Mustafa Reşit Paşa İngilizci, Mehmet Emin Ali Paşa Fransızcı olarak tanınmaktadır.

Mehmet Emin Ali Paşa sadrazam olunca ilk iş olarak Londra ve Paris Bankaları ile bir borç anlaşması imzalar.Nasılsa bu borç işine karşı olan Fethi Paşa Sultan Abdülmecit’e “Pederiniz iki defa Rusya ile muharebe etti. Bu kadar sefer yaptı, bunca gaileler geçirdi. Hariçten borç para almadı. Sizin zamanınız asayiş ve sulh ile geçtiği halde borca ne gerek vardır” diye itiraz eder.

Padişah onu haklı bulur “Evet haklısın niye alıyoruz. Almayalım” der.Devlet alınmamış borcun anlaşmasını fesh etmek için 22 milyon kuruş tazminat öder. Gerekmediği halde…1853 yılında Osmanlı Rusya’ya savaş açınca borçlanma yeniden gündeme gelir.

Ali paşa bu sefer başarılı olarak 1854 yılında Palmer ve Goldshmid müesseselerinden 330 milyon kuruş borç alınır. Daha sonraki yıllarda daha iyi görüleceği gibi borç devlet yöneticilerimizde tuzlu su etkisi yapmaktadır. Her borç yeni borçlara susatmaktadır. İkinci borçlanma 1855 yılında Roçild müessesesinden yapılmış ve 545 milyon kuruş borç alınmıştır.

1858 yılında yapılan üçüncü borçlanmadan sonra dördüncü borçlanma için 1860 yılında İngiltere’ye başvurulur. Bu arada Avrupalı Bankerlere ödenecek toplam borç faizi ile birlikte Bir milyar 774 milyon kuruşa ulaşmıştır.

İngiliz hükümeti yeni borç para vermek için dört şart ileri sürer.

1.Devlet arazilerinde yabancılara tasarruf hakkının verilmesi

2.Tahsil edilecek paralara karşılık bir istikraz sözleşmesi yapılması

3.Vakıfların tamamen kaldırılması

4.Osmanlı maliyesinin kontrolü için uluslar arası bir komisyon kurularak faaliyete geçirilmesi.

Osmanlı devletini böyle itina ile borçlandıran Mehmet Emin Ali Paşa nasıl bir insandır? Neden böyle bir şey yapmıştır.

Acaba Osmanlıda çok bulunan “Dönme ve Devşirme” paşalardan birimidir? Bu adam acaba devletten maaşını alamadığı için bankerlerden komisyon almak için mi bu yola başvurmak zorunda kalmıştır?Gerçi Paşaya sormak mümkün olsa; kuşkusuz bu borcun çok gerekli olduğu konusunda bizi ikna etmeyi başarır.

Paşa 1814 yılında İstanbul’da Mercan Ağa Camii’ne bakan bir evde, Mısır çarşısında attarlık yapan Ali Rıza Efendinin oğlu olarak dünyaya gelir. Mahalle mektebinde Kur’anı hatmeder. Henüz 15 yaşında iken Divan-ı hümayun kalemine alınarak devletteki kariyerine başlar. Devlet kademelerindeki pek çok rütbeyi koşar adım kazanarak, Viyana’da, Londra’da dış görevlerde bulunarak hızlandırılmış bir şekilde 32 yaşında “Müşirliğe” yükselir.

Bu sivil mareşalliktir. 1852 yılında da henüz 38 yaşında iken Mustafa Reşit Paşanın yerine Sadrazam olarak atanır.Osmanlı Devleti Mehmet Emin Ali Paşanın Emin(!) ellerinde sekiz yılda ağır şartlara imza atmak zorunda kalacak kadar borçlanır.Babasının fakir olmasına bakarak dönme ya da devşirme olmadığını düşünebiliriz.

Yaptığı işlere bakarak bu paşamız görevi başında iken Avrupa devletleri tarafından devşirilmiştir dersek doğru olur kanısındayım.Anlaşılan Osmanlının o çok beğenilen “Devşirme Müessesesi!”ne karşılık Avrupa devletleri Osmanlının kucağında ki memurunu devşirmenin bir yolunu bulmuştur.

Borçlar borçları izler. Duyun-u umumiye Osmanlı maliyesine el koyar. Devir değişir. Cumhuriyet kurulur. Savaş yorgunu ve yoksulu Cumhuriyet bu borçları son kuruşuna kadar öder. Büyük sıkıntılar çekerek ve halka çektirerek.1950’lere doğru Türkiye Cumhuriyeti borçsuz bir devlettir.Ama bu durum uzun sürmeyecektir.

Çok sevdiğimiz yöneticilerimiz bizi yeniden tekrar tekrar borca sokmayı başaracaklardır.Bu hikâye başladığı gibi devam etmektedir.

Share
Boyabat Gündemi hakkında 18194 makale
Boyabat Gündemi