Halime Şahin Yazdı ; Kız parası tuz parası….

 

“Şehir merkezi hariç neredeyse bütün köylerde halen daha başlık parası devam ediyor. Bu hal değişmeden ve kızlarımız yarınlarına umutla bakmadan Dünya Kadınlar Gününü nasıl kutlayalım? “

İSTANBUL– Türkiye’nin acı bir gerçeği ( kız parası tuz parası) denip maalesef hala kızlar babaları tarafından bir bedel karşılığında bir eşya gibi satılmakta. Artık bu laf değişmeli yarın değil bu gün değişmeli. Gerçekleri görmezden duymazdan daha fazla gelemeyiz, kim duyup bilip hiç bir şey yapmıyorsa, zorla parayla bir mal gibi satılan, evlendirilen  kızlarımızın gözünden akan her damla yaşın vebaline ortaksınız ! Hiç kimse istemediği bir yemeği asla yemez. Bir geç kız babasının hatırına kendini feda edemez, böyle gelmiş böyle gidemez, artık bu düzen değişmeli yarın değil tam da bugün değişmeli.
 

Biraz araştırıp bizzat orada yaşayanlardan bilgi aldım. Durum bildiklerimizden daha vahim. ‘’Şehir merkezi hariç neredeyse bütün köylerde halen daha başlık parası devam ediyor’’ diye halk arasında devam eden söylentilerin haberlerini aldım. Bu yara deşilsin artık cırahat patlasın, patlasın ki yeni yetişip büyüyen kızlarımız değersiz bir eşya gibi satılma korkusuyla büyümesinler. Yarınlardan umudu olsun. Babalarına  parayı kim çok verirse onunla evlenmek zorunda kalmasınlar.

 

Yarına umutla uyansınlar.  sevdikleri ile evlenip yuva kurşunlar.
Her yerde olduğu gibi benim şehrimde de hala bu tarz aileler ve başlık parası adetinin devam ettiğini duydum ve ben de bir şeyler yapmak için çırpınıyorum.
Sinop’ta ki bu utancı bilip de, ay şöyle vay böyle diyen ve hala görmezden gelenler, görmedik duymadık bilmiyorum demeye devam edin. Siz kutlamaya devam edin. Hangi çağda ve hangi zaman yaşıyoruz? Bu olayı ilk duyduğumda inanamadım ‘’yalandır, doğru değildir, annemin zamanında kalmıştır’’ dedim.  Sonra araştırdıkça şoklara girdim. Çok üzülerek söylüyorum ki gerçekmiş. Bu kadar insanı, kadını, kızı basit görmeler ve onların satılık eşya gibi pazarlık yapılarak satılması akla mantığa, insanlığa sığmaz. Ne kadar kızıp sinirlensem de bu olanlar gerçek. Bu gerçekler konuşulmadıkça, üzerine neşter vurulmadıkça, onlarca kızımız hayallerine, sevdiğine veda edip evlenmek zorunda kalacak.

 

Vah benim memleketimin güzel kızlarına, nasıl bir vicdan bu? Hiç kimseyi yargılamayı sevmem ama bu insanlar kadın, bir genç kız. İşte burada ‘’sen kimsin?’’ derim. Eğer bunu bilip de hiç bir şey yapmıyor isem, o zaman ben de bu günaha ortak olmuşum dur. Memleketimin bakir doğasında pırıl pırıl hayallerle büyüyüp, aklı başında okuyup, geleceğe emin adımlarla koşan bir genç kız, bir anne  olmalı benim memleketimin kızları. En acı tarafı da bu zorla satılan kızların kaç yaşında oldukları. Şimdi bana ‘’niye okuyorsun, niye gazeteciliğe merak sardın bu yaştan sonra’’ diyorlar, desinler önemli değil. 43 yaşındayım ve benim de 24 yaşında bir kızım var.

 

Orta okulda olmam gerekirken nişanlandım, lisede olmam gerekirken ise evlendim. Niye ben ev kadını olmak zorundayım? , niye ben anne olmak zorundayım? diye hep sorardım arkadaşlarıma.  Benden büyüklerim beni  teselli etmek için kader derlerdi. Hep kaderi suçlardık. Yıllar geçince anladım ki kaderi değil babanı, anneni suçlaman gerektiğini ve yine yıllar geçince anladım o günün şartları öyleymiş.

Onların zamanı öyleymiş. Nerden bilsinler ki ileride fikirlerinin değişeceğini. Evet annemin de babamın da fikirleri değişti. Bundan 15 yıl önce, kız kardeşimin ‘’20 yaşında daha küçük’’ diye evlenmesine izin vermediler. Biz sende cahildik dediler. Ben de artık kaderimi suçlamaktan vaz geçtim. Hayatımda yapamadıklarımı geçte olsa şimdi hem de büyük bir istek ve arzu ile yapmaya çalışıyorum. Yeteri kadar geç kaldım daha fazla kalmayayım diye azimle hayallerimi bir bir gerçekleştiriyorum. Artık hiç bir genç kız umutsuz mutsuz kalmasın diye sosyal medyadan, gazeteden bir şekilde Sinoplu Kadınlar Platformu ile bize ulaşsınlar istiyorum.

 Editör: HALİME ŞAHİN
Share
Boyabat Gündemi hakkında 18365 makale
Boyabat Gündemi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.