Meftun Çağların Kaleminden; Boyabatlı Gizli Kahraman, “Göğüşün Abdullah”

 

Aşağıda aktardığım olaylar Babam Abdullah Çağlar’dan dinlediğim, onun da Babası Kolazlı’nın Mustafa Çağlar’dan dinlemiş olduğu yaşanmış gerçek bir kahramanlık hikayesidir.

1020meftuncaglar Sonuna kadar okumanızda büyük fayda vardır. Özellikle Sinop ve Boyabat’ lı hemşerilerimizin ilgisini çekecek ve çocuklarına aktaracağı bir kahramanlık hikâyesini sizlerle paylaşmak, kahraman ecdadımızla ilgili yaşanmış olayları öğrenmenize vesile olmak benim için son derece önemli bir kazanç olacaktır.

Hikayemiz İstanbul’un İngilizler tarafından işgal altında tutulduğu yıllarda geçmektedir. İşgalci İngiliz kuvvetlerine rahat yüzü göstermemek, İstanbul’u İngilizlere dar etmek ve İstanbul’un kurtuluşuna zemin hazırlamak maksadı ile Anadolu’dan 500 civarında yiğit, gözü kara, civanmert Türk evladı İstanbul’a getirilmiş ve İstanbul’un İstiklal mücadelesi başlamıştır.

Bu 500 yiğit guruplar halinde belli başlı kişilerin sorumluluğuna verilmiş bir kısım eylemlerinde serbest bırakılmışlardır. Başları dara düşecek olursa veya çözemedikleri bir hadise ile karşılaştıklarında emanet edildikleri kişi ile irtibat halinde olacaklardır. Bu 500 yiğit Türk evladı içerisinde Boyabatlı 4 vatan evladı da bulunmaktadır.

Lakapları ile anılan İsimleri sırası İle;
1) Göğüşün Abdullah, 2)
Altın diş Mehmet,
3) Parlak Mustafa (Torunu Murat benim sınıf arkadaşımdır) 4)
İsmini hatırlayamadığımız bir büyüğümüz.

Hikayemizim esas kahramanı Göğüşün Abdullah’tır. İngilizler Yıldız Parkı’nda bir eğlence tertip etmişlerdir. Bu eğlenceye de bir kısım Türkler ya da İstanbul’un yerli ahalisi de katılmakta ve İşgali önemsemeden günlerini keyif içerisinde devam ettirmektedirler. Bu eğlenceyi öğrenen Göğüşün Abdullah bu işten hiç haz etmez ve İngilizlere direnecek yerde birde onların eğlencelerine katılacak İstanbullulara bir ders vermek gerektiğine inanır. Bu fikrini hemşerisi Altın diş Mehmet’e aktarır ve “eğlenceyi basalım önümüze geleni öldürelim bu kahpe çocuklarına bir ders verelim” diyerek birlikte hareket etmeyi teklif eder.

Altın diş Mehmet “İyi güzel düşünüyorsun ama bizim daha yapacak çok işimiz var, oraya girince de sağ çıkmak mümkün olmaz, gel bu işten vaz geç” diyerek Göğüşün Abdullah’ı reddeder.

Göğüşün Abdullah kafaya koymuş bir kere işin sonu ölümde olsa vazgeçmeyecek ve “sen git tamam ben yalnız hallederim” der. Ayrıldıktan sonra bir yanındaki tabancasına birde cebindeki parasına bakar, cebindeki para ile bir tabanca daha alabilecektir, hemen bir silah satıcısı bulur ve parasının yeteceği bir tabanca ile tabancalarına mermi alır.

Şimdi yanında 2 tabancası ve yeterince de mermisi vardır. Eğlencenin yapılacağı yere yakın bir yerde akşamı bekler bu arada bir miktarda kafayı demler, keyfi yerindedir, türkü söyleyerek eğlencenin yapıldığı yere gelir ve İngiliz nöbetçiler ile karşılaşır. Onlar dur kimsin demeye kalmadan 8 İngiliz askerini orada vurur ve eğlencenin ortasına dalar, önüne gelene sıkar ve sonuçta o akşam orada 38 kişiyi öldürür ve kendisine hiçbir şey olmadan olay yerinden uzaklaşarak zor durumda yanına sığınması gereken İmam efendiye sığınır.

Olay İstanbul’da büyük bir şok etkisi yaratır, İngiliz kuvvetleri büyük bir yara almış ve her yerde bu eylemciyi aramaktadırlar. Göğüşün Abdullah sığındığı imamın evinde yaklaşık 15 gün kalır, ancak iyice sıkışmıştır, bir gün İmam kendi evininde aranacağını ve orayı terk etmesi gerektiğini kendisine söyler. Göğüşün Abdullah orayı terk eder bir süre başka bir yerde saklanır. İngilizler bir türlü Göğüşün Abdullah’ı ele geçiremezler ancak İngiliz de kalleşlik biter mi, bitmez, Göğüşün Abdullah’ın arkadaşlarını bir bir toplarlar ve ilan ederler, “Göğüşün Abdullah şu vakte kadar teslim olmaz ise onunla işbirliği yapan arkadaşları idam edilecek”.

Bu haberi alan Göğüşün Abdullah’ın içi içine sığmaz ve kendisini Anadolu’ya kaçırma tekliflerini de reddederek “benim yüzümden bir çok arkadaşım idam edilecekler, bir çok arkadaşım yerine bir tek benim idamım daha doğrudur” der ve teslim olur.

Sonuç itibarı ile yargılanır ve idama mahkum edilir, Sultanahmet meydanına 3 ayaklı dar ağacı kurulmuş, halk idamı seyretmeye gelmiştir, özellikle kadınlar çoğunluktadır. Kadınlarda ve ahalide büyük bir üzüntü hakimdir ama ellerinden de bir şey gelmemektedir. Göğüşün Abdullah idam sehpahasına kendisi çıkar, ona son sözü sorulur, halka döner ve şöyle seslenir “Üzülmeyin, ben üzülmüyorum İnşallah şehit olacağım, ancak size nasihatim olsun, şayet sizde benim gibi yapar bu zulme sessiz kalmaz iseniz bu kahpe çocukları bir daha bu meydana bu 3 ayaklıyı kuramazlar” der ve kelime-i şehadet getirerek sandalyeyi kendi altından düşürerek son nefesini verir.

İstiklalimiz yolunda can veren, kan veren Şehit ve gazilerimizden Allah (C.C) razı olsun. Bizlere kahraman ecdadımıza layık olmayı nasip etsin.

19.10.2015
Mustafa Meftun ÇAĞLAR

Kaynak: B.Gazetesi

 

Boyabat Gündemi hakkında 16649 makale
Boyabat Gündemi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.